3 Şubat 2013 Pazar

Bangover: Bir Aşiftenin Anıları (Part I)

             Buz gibi bir pazar sabahıydı, çılgın doğumgünü partisi yüzünden dehidre olmuş vücuduyla yorgun, bitkin ve bir o kadar da aşifte uyandı Külköpeği Fingirella. Zaten bir güvercininkinden 2 fazla olan IQ’sunu da dün gece kusarken tuvalete bırakmış olabilirdi. Endişelendi, koşarak odasında gitti, hemen eline kağıt kalem aldı ve 2 kere 2 yazdı, 23.denemesinde doğru cevabı buldu, “Oh her zamanki gibiyim” dedi ve rahatladı. Evin içinde su aramaya başlamışken telefonuna gözü ilişti, dehşetle göz bebekleri büyüdü, kulakları dün geceki “…all eyes on us… scream an shout scream an shout... britney bitch…”le inlerken mesajlara bastı ve Kırmızı GAP Kapşonlu Kız’ın “kızağğğm sn nası bi manyksn yaa :D” mesajını gördü. İrkildi, irkilmeliydi de, geçen seferki hangoverında Taksim Burger King’in tuvaletinde Davut Güloğlu’yla yiyişmesinin pişmanlığını hala yaşıyordu çünkü. Kırmızı GAPşonlu’ya “noldu yaa =(“ diye cevap verdi.

                                                                                                  
      Fingirella oldukça varlıklı bir aileden geliyordu, gelmeyebilirdi de, kimse tam olarak bilemiyordu bunu, babası Federal Mahkeme’de moda bloggerı olarak çalışıyordu, annesiyse estetik yaptırmak üzerine 2 yıllık açık öğretim okuyordu, estetik yaptırmak onun için saplantı haline gelmişti adeta öyle ki geçen yaz kendisini komple Seda Sayan’a benzettirmişti, artık Seda Sayan’dan daha çok Seda Sayan’dı, hatta mahkeme kararıyla adını Seda Sayan v.2.01 yaptırmıştı. Bunca duygusal buhranın ortasında Fingirella’nın yaşamı dış dünyadan bağımsız bir SBS’ye Hazırlık Özel Sınıfı kadar masum ve düzenliydi. Külköpeği Fingirella gece onikiden önce Bebek’teki evinde onikiden sonra da Kasımpaşa’da olması gerektiği için o gün Bebek’te uyanmıştı. Dün geceye dahil birkaç kare hatırlamaya başlamıştı sanki, hala kendine bile itiraf etmekte zorlandığı, tek cümleyle geçiştirilemeyecek hatalar…
            Hemen Gansel ve Hratel’e “kankilerle bebekte kahv6 keyfiii ?? ;)” diye mesaj attı. Aslında pek de sevmezdi bu ensest kardeşleri, kimsenin bilmediği bir sırrı daha vardı Külköpeği’nin bu kardeşlerle ilgili. Dün geceki partide onlar da vardı, neler yaptığının kritiğini yaparlardı belki, kimbilir belki duyulmaması gereken sırları saklamak için ondaki sırlarla tehdit ederdi onları. Buluştular. Külköpeği kepek ekmek içine domatesli beyaz peynirli tost söyledi. Hiç sevmemesine rağmen havalı durduğu için söylerdi bu doyma karşıtı yemeği. Gansel ve Hratel’se –eskilerden kalma bi alışkanlık olarak- sadece ekmek ve pasta söylediler, ekmeği de yemediler zaten arabalarını park ettiği yeri bulmak için kullanacaklardı. Birden konuya girerek “ağbiii dün naptım ben yaa hiç htrlamıorm inanabilio musn ;(” dedi Külköpeği. Gansel ve Hratel aynı anda –hep aynı anda konuşurlardı zaten- “ŞAKA YA-PI-YO-SUUN :D” diye cevap verdiler. Külköpeği bu anların, yaşadıklarının zamanın tozlu raflarında kaybolup gitmesini istercesine sarıldı çay bardağına ve şöyle dedi “ya bu çay çok koyu olmuş açık demiştim ben ama” garsona doğru ürkek ve mağrur yüz ifadesiyle.
            Fingirella’ın beyni ne yaptım, nasıl oldu, kimleydim gibi sorularla bulanmıştı, masada adete bir ölüm sessizliği vardı, kimsenin ağzından çıt çıkmıyordu. Bu derin sessizlik bir anda bozuldu: “GÖÜĞĞKK… çok şükür doydum…” Fingirella bu tost bana yetmez deyip 3.tostu da söylemiş ve umarsız bir geğirmeyle yemeğini bitirdiğini belirtmek istemişti. Dün gece yaşananların tek bütün her şeyi bilen tanıkları Gansel ve Hratel’di ancak onların da tüm her şeyi anlatabilmek için önlerinde bir engel vardı: Kötü Pankreaslı Cadı…! Cadı 0.99 $’a appstore’dan aldığı nükleer başlıklı İsrail yapımı zihin okuma application’u ile 24 saat izleyebiliyordu onları. Bu, Gansel ve Hratel’in elini kolunu bağlayan bir durumdu, ne yaparlarsa yapsınlar ne konuşurlarsa konuşsunlar cadı onları duyabiliyordu. Ancak… 


                                      ...Haftaya aynı saatte burada...

3 yorum: